Run Lola Run

by M for Merve 28/12/2015 0 comment

Ay bugün detox içeceği yok. Hepimiz her gün 5 öğün detox içeceği içmediğimizi biliyoruz, aramızda yabancı yok birbirimizi de kandırmayalım hiç. Yapan dostişlerim varsa zaten haftasonu yazmadığım için küfür etmişlerdir bana bir posta, bir posta daha küfretmeden bana ulaşın da 6. gün tarifini yazayım.

Peki detox tarifi yok, bu öğlen serbestiz de hepimiz KFC mi yiyeceğiz? Tabii ki hayır. Ben gene favori içeceklerimden 1 2 tanesini yapıp ofise getirdim. Suyumun içine limonumu attım, şu an içmekte olduğum naneli yeşil çayımın poşetinin kumaş olup olmadığını düşünüyorum falan. Ama ben bugün, haftaya başka bir motivasyonla başladım. Şöyle ki, artık kendimi daha sağlıklı hissediyorum. Çaysızlık kahvesizlik kafeinsizlik beni biraz nasıl desem… Yumuşaklaştırdı. Yerine içtiğim ıhlamurlar, papatyalar, yeşil çaylar, limonlar falan mis gibi hissettiriyor sindirim sistemimi. Detox içeceği içmediğim öğünlerde yediğim yemekler çiğnememi ve dolaylı olarak nedense mutlu hissetmemi sağlıyor. Ve en önemlisi, haftasonu kaçamaklarım kepekli noodle ve yarım-ince-peynirli pizza falan oluyor. Velhasıl, paketlenmiş yiyecek yememek muazzam bir ferahlık kattı hayatıma.

En Kötü Kaçağımız Bu Olsun

En Kötü Kaçağımız Bu Olsun

Peki sırada ne var? Ruh sağlığı ve spor. Ruh sağlığı tamam da spor benim için aburu cuburu, abuk subuk Barbie yiyeceği kıvamındaki plastik yiyecekleri kesmemden daha zor. Bu arada spor olara sistemli spor yapmaktan bahsediyorum. Yoksa dönem dönem badi boyuma bakmadan Mehmet’le basketbol oynamışlığım var, voleybol oynarken mutluluktan ağlıyorum, işe yürüyerek gidiyor ve işten yürüyerek dönüyorum ve yoga yaparken ablam bana tesbih böceği diyor.

Aşağı Bakan Köpek

Aşağı Bakan Köpek

Yani özümde hareketi, zıplamayı, oraya buraya koşmayı vs. seviyorum ama sporun başına “düzenli” sıfatı gelince benim içimde bir şeyler tükeniyor. Ama endişelencek bir şey yok, buna çözümüm de var: Farklı farklı, antin kuntin sporlar yapmak. Amacım tıpkı detoxu kendime uyarladığım gibi sporda da kendimi 3 gün zorlayıp 5 ay spora küsmek yerine küçük değişikliklere gitmeyi düşünüyorum. Çünkü önümüz kar kış, hepimiz biliyoruz ki ben İzmirliyim ve karlı havada koşmayı bırak kar yağdığında insanların hayatlarını nasıl idame ettirebildiklerinden bile çok emin değilim.

İlk egzersiz program planım şu: Durun büyük büyük yazayım.

INTERVAL TRAINING

Şimdi bu ne? Didar Merve’ye anlatır gibi anlatıyorum. Interval training şu, şimdi ben koşmam. Eskiden voleybol antremanlarında ısınmak için biraz koşardım, ama koşmam. Otobüs kaçırsam otobüse koşmam. Arkamdan biri kovalasa da koşmam. Döner şemsiyeyle vururum ama koşmam yani. Dalağım şişer, nefes alamam, boğulur gibi olur düzensiz abuk subuk nefes alırım, su içerim, suyu nefes alamadığım için salak salak içerim. Sonra bakarım ne kadar koşmuşum? 3 dakika, ipini koparmış gibi koşmuşum. Sonra bi yere çömelir nefes alır verir, bir süre pembe ayakkabılarımla gri dri fit taytımın ne kadar güzel olduğunu düşünür, nefesim düzene girince bacaklarım titreye titreye tekrar koşmaya çalışır ve 45. saniyede YETER BEAH diye bağırır, eve dönerim. Sonuç: Saçma sapan bir dalak şişmesi, ciğer yontulması, burnun deli gibi akmasıyle burnu silmek nedeniyle güzelim dri fit body’nin koluna bulaşan sümükler, can havliyle ağızdan alınan nefeslerle en iyi ihtimal boğaz şişmesi, en kötü ihtimal bronşit, ısınmadan koştuysam ya da saçma sapan temboda koştuysam, bir de betonda koştuysam en iyi ihtimal dizin sızlaması en kötü ihtimal dizin perte çıkması. (Dönüş yolunda terin üzerimde soğuyup rüzgarın beni zatürre etmediği bir seneryo düşünülmüştür.)

Peki koşmak farz mı? Tabii ki değil. Peki ben böyle debelenerek neden koşuyorum? Koşu ayakkabımı ve koşu kıyafetlerimi çok sevmemin dışında sabrı -9281 sabır ölçü biriminde olan bir Akdeniz insanı olarak  yürümekten sıkılıyor ve koşmak istiyorum. Pat pat pat böyle ağır ve sağlıklı tempoda koşmak da hem daha çok yorduğu hem de yavaş olduğu için ipimi koparmışcasına koşuyorum. Koşu kol, bacak, karın, ayak ve yüz dahil her yeri çalıştırıyor ve gerçekten zevkli ama fazlası da inanılmaz bir şekilde çok işe yaramıyor. Garip bir tarzı var… Neyse. Ben Atiker Sıralı Otogaz’la çalışan yapımla NASIL KOŞAMAM BEN KARDEŞİM? diye inada bindirecek bir mevzu daha buldum kendime ve çözüm belliydi: Interval running. Yani ne demek? Çok kısa şekilde şöyle açıklayabilirim; program kısa ve hızlı koşulardan, kısa dinlenmelerden ve çok fazla tekrardan oluşuyor. Amacı limitlerimizi yükseltmek. Bunu nasıl yapıyor peki? OKSİJENİ DÜZENLEYEREK VE BACAK KASLARINI KUVVETLENDİREREK! Oksijen sıkıntısına düşmemek demek o allah dur Mehmet yavaşla kenara gel MEHMET DALAĞIM ŞİŞTİ DUR DİYORUM diyip inleyerek nefes almamak demek. “Ben valla her gün spor salonunda 5 km koşmadan kendime gelemiyorum.” da demeyin, çünkü koşu bandı zemininin dizde yarattığı hasardan bile bahsetmesem sürekli aynı km’yi aynı hızda koşmak bir süre sonra kaslarınızda zerre fayda sağlamıyor.

Oksijenli enerji üreten kaslar dayanıklılığımızı, oksijensiz enerji üretim yapan kaslar da hızımıza etki ediyor. Oksijenli enerji üreten kaslar çok az atık üretiyor ve işe bak ki, hızımızı etkileyen oksijensiz enerji üretim yapan kaslara da malzeme sağlıyor. Bu iki sistemi birlikte çalıştırabilmek için kısa süre kendimize yükleniyor ve daha sonra bir süre diğer sisteme geçiyoruz ve böyle böyle birkaç ayda Quicksilver kıvamına geliyoruz. Bu işin manyak bir de matematiği falan var da tabii ki ben o polemiğe hayatta girmem.

Benim anlatımımdan daha bilimsel bir makale okumak isteyenleri buraya, kendi uygulayacağım programdan başkasını uygulamak isteyenleri de şuraya alalım.

INTERVAL RUNNING ANTREMANIM

– Antremana başlamadan bi 5 6 dakika çok hafif tempoda koşuyoruz.

– Benim dünyada koşu öncesi en sevdiğim şey: Muz + süt + ceviz + tarçın + hindistan cevizi + bal smoothie’si. Sırf şunu içmek için bile koşarım.

– Başlıyoruz:

JOGGING

Hafif zıplaya zıplaya ağır tempoda koşma. Joggin sırada ayaklar topuktan parmak ucuna kadar zemine tutunup aynı şekilde zeminden zıplayacak.

SPRINT

Hızlan kız hızlan. Koş.

Yürüyüş

Kordon’da geziyor gibi değil, tempolu yürüyüş yine. Sanki bir yere yetişiyor gibi yürüyün.

Jogging – 5 dk

Sprint – 30 sn

Yürüyüş – 60 sn

Jogging – 60 sn

Sprint – 60 sn

Yürüyüş – 60 sn

Jogging – 90 sn

Sprint – 90 sn

Yürüyüş – 90 sn

Jogging – 2 dk

Sprint – 60 sn

Yürüyüş – 60 sn

Jogging – 90 sn

Sprint – 30 sn

Yürüyüş – 60 sn

Jogging – 3dk

 

UYARILAR

– Kışlık kıyafet, terleme olaylarına girmiyorum.

– Isınma, esneme hareketsiz başlarsanız eve bacağınız koltuğunuzun altında gidersiniz.

– Burnunuz akacak, kolunuza sürmek istemiyorsanız peçeteyi ihmal etmeyin.

– Kendinize çok da güvenmiyorsanız, gözünüzü seveyim bir sabredip 4-5 hafta için adaptasyona girin hafif hafif koşarak. (Benim tabii ki ihtiyacım yok ben ihtiyacım olan gazı Atiker Sıralı Otogaz Sistemi’nden alıyorum demiştim.)

– Mümkünse ne kadar küçük olursa olsun bir parkta koşun, hem arabalardan korunursunuz, hem oksijen alırsınız hem de tartan/kum/çim zemin bulma imkanınız var. “Ay ben zeminle uğraşamam yeter, ille de beton, inadına asfalt” diyorsanız, mutlaka ama mutlaka paraya kıyıp çok düzgün bir ayakkabı alıyorsunuz. Ayakkabı alırken eleman arkadaşa koşacağınız zemini belirtirseniz, size uygun bir ayakkabı verirlerse iyi olur yoksa bacak nerede? Koltukaltında.

– Koşarken dehidrasyon yani susuz kalmak çok tehlikeli. Hep su içelim su içelim diyoruz ama koşarken bunu abartmamak gerekiyor. Koşuya başlamadan karnımızı langur lungur doldurmadan içiyoruz, koşuyoruz ve koşarken SUSUZLUKTAN ÖLDÜM ALLAH RIZASI İÇİN BİR YUDUM SU kıvamına gelmeden 10-20 dakikada bir ağzımızı ıslatacak derecede su emiyor, koşu bitiminde de oh şükür ya ver ver su ver demeden yani abartmadan su içiyoruz.

– Su içtikten sonra mutlaka esneme ve soğuma hareketlerini de yapıyoruz ki ertesi gün işe “ay her tarafım et kesti” diye bastonla titreye titreye gitmeyelim. Yazık kaslarımız da kopmasın, yanmasın, erimesin. Tatlı tatlı güçlensinler. Yazık, günah.

– Suyumuzu içtik, esnedik, sırada mis gibi duş var. Bu duşun amacı da ekşi ekşi kokmamanız olmasının yanında kasların gevşemesi. 1 2 derece sıcak suyla duş alırsanız kaslarınız iyice tatlı gevşer, pamuk gibi olursunuz.

– Olm süper bir antremanmış bu diye düşünüp ertesi gün de kendinizi parka bahçeye atmayın. Haftada 1 ya da 2 yapılan bir egzersiz bu ve arada en az 3 gün ara verilmeli.

Bu akşam ben bisiklete bineyim diyordum ama koşmaya karar verdim. Bu önerileri de varsa danışacağınız profesyonel insanlara danışın, spor hocası, doktor vs. Sonra sakatlanırsanız, üşütürseniz, taşikardi olursanız falan KAHROLURUM.

Allah sağlık sıhhat versin efendim, iyi günler.

 

Related Articles