Bu Hafta Neredeydim? Hafta 7: Yeldeğirmeni Dosyası

by M for Merve 20/02/2017 0 comment
Bu Hafta Neredeydim? Hafta 7: Yeldeğirmeni Dosyası

Aman Allahım blog’umu, kurduğum günden beri hiç bu kadar boşlamamıştım. Bugün girip bir bakayım, açılış sayfamla hasret gidereyim dedim bir de ne göreyim? Sitenin alan adı falan dolmuş, 99′ senesinden kalma bir geocities sitesine dönmüş ouinon.us. Derhal özür diledim kendisinden ve ona sevgi gönderdim, kucakladım onu. (Tabii hosting firmasına da havale gönderdim bu arada) Beni affetti ama bir post yazmam şartıyla.

Zaten ben de post yazmak için gelmiştim -.-

Bu Hafta Neredeydim? Yeldeğirmeni’nde

Aslında biz uzun süredir Yeldeğirmeni’ndeyiz ama bir türlü fırsatını bulup buraya not düşemedim, Mehmet’le gördüğümüz herkesin beynini eritiyoruz ama mutlaka gidin şöyle güzel böyle güzel diye.

Yeldeğirmeni, semtin ve bence şehrin yükselen yıldızı. Artık Karaköy’den kusmak üzere olan bünyelere, biz Anadolu Yakalılara ve Moda’da kahve içmek için iki kıçlık yer bulamayıp sokaktaki kalabalığın içinde sinir krizi geçiren sana, bana, hepimize! Müdavimi olduğumuz, müdavimi olmadığımız, merak ettiğimiz yerleri yazıyorum buraya ki siz de ay oraya mı gitsem buraya mı gitsem demeden önce bir kulak dolgunluğunuz olsun çünkü bir sürü mekan var ve seçemeyebilirsiniz yani.

View this post on Instagram

"Refina Sacratissimi Rosarii Ora Pro Nobis"

A post shared by Integrative Eat & Lifestyle (@such.a.beautiful.merve) on

Yeldeğirmeni Sanat, Nam-ı Diğer  Notre Dame du Rosaire Kilisesi

Ben yemin ediyorum aşağıdaki bakkaldan çok bu kilisenin duvarlarını görüyorum.

1895 yılında manastır, okul ve kilise olarak inşa edilen Notre Dame du Rosaire Kilisesi, Yeldeğirmeni Sanat adıyla 14 Mart 2014 Cuma günü hizmete açıldı. diyor Kadıköy Belediyesi.

Depremlerle, yangınlarla dolu tarihi, başarılı bir restorasyon sonucu Sanat Merkezi’ne dönüştürülen salon; akustiğiyle, minik sahnesi ve ahşap sandalyeleriyle Fransız kilisesinin mimarisinin çok gösterişli olmayan bu örneğini damarlarımıza işlerken, her hafta gerçekleşen caz konserleriyle de kulağımızın pasını siliniyor.

Caz konserleri dediğim de öyle sokak sanatçıları değil. (Hoş, sokak sanatçılarını da dinledim bu salonda da o ayrı) CV’leri hepimizi teker teker tokatlayan piyanist Kerem Görsev, kontrabasçı Kağan Yıldız ve Kerem Görsev’den daha ağır hayranı olduğum davulcu Ferit Odman’ı 10 metre ötemizde dinleyip konser çıkışı bu değerli sanatçılarla sohbet edebilmek muazzam bir şans. Biz de fırsat buldukça değerlendirmeye çalışıyoruz.

Bu Cuma da, yine kontrabasçı Kağan Yıldız, piyanist Can Çankaya ile bir araya gelen kadife sesli Ece Göksu’yu dinledik. Hatta bazı şarkılarda biz dinleyenlere de vokal yaptırdı ve ben tabii ki aşırı heyecanlandım gaza geldim notaları düzgün söyleyeceğim için falan asşldkasşlkdşlaskş

Hamburger ve Hot Dog’ta Bir Tane: Grizzly Grill & Fantasy

Grizzly Grill & Fantasy - Yeldeğirmeni | OuiNon.us

Arkada Mehmet Savaşa Hazırlanıyor

Ben et severim arkadaşlar. Hamburgeri ise hem yapmayı hem yemeyi severim. Hatta arkadaşlarımız biraz daha gaz verirse Mehmet’le seyyar arabada hamburger satabiliriz aşlsdkasşl Neyse Grizzly Grill’i de bir konser öncesi ara sokaklarda ne yesek diye dolanırken, bize kükreyen Grizzly ayı tabelasıyla keşfettik ve dedik k

Grizzly Grill & Fantasy - Yeldeğirmeni | OuiNon.us

Nasıl da sepete uzanmış dsalskjdklasjld

i girelim ya grill dediğine göre bir şeyler yeriz.

Kardeş menüyü bir aldık, seçemiyoruz. Hamburger köfteleriyle hot dog sosisleri savaş halinde. Arkadaş çaresizliğimizi gördü ve dedi ki, ben bir hamburger vereyim bir de hot dog, yarım yarım yiyin kavga etmeyin çocuklar.

O gün bugündür menüyü Mehmet’le yarım yarım bitirdik ve şunu söyleyebilirim ki, hot dog’lar Almanya ile yarışıyor ve hamburgerler İstanbul’un en iyilerinden. Sosisleri de hamburgerleri de ekmekleri de kendileri yapıyorlar ve şef, meşhur Daily Dana’nın kurucularından.

Ölümü öpün gidin bi bakın, şimdi sucuk da ekleyecekler menüye. Bize tattırdılar, muazzam!

Grizzly Grill & Fantasy - Yeldeğirmeni | OuiNon.us

Sağlıklı Yaşam Dedim Bana Bunu Getirdi sdlkasşlkdaş

Ben Ev Yemeği Alayım Ya Boğazımdan Sulu Yemek Geçsin: Müdavim Lokantası

Grizzly Grill’in hemen yanındaki bu minik restoranın gözünüze çarpmaması imkansız. İçeriden süzülen loş ışık pembe ve turkuaz duvarları aydınlatıyor, masalar sandalyeler ayrı bir güzel, yemek geliyor tabaklar vintage ama bitli vintage değil güzel vintage. Yani kostüm tasarım 10 numara.

Lakin, evet lakin, benim en sevmediğim şey olan “rahatlık, chill atmosfer ve cool’luk” yapayım derken “berduş ve antipatik olmak” maalesef sıkça karşımıza çıkan bir senaryo. Eşofmanlı garsona ne desen omuz silkiyor, yemekleri servis eden hanıma eline sağlık diyorsun, Jamie Oliver’a desem daha sıcak teşekkür eder herhalde. Lavaboyu kullanmak için aşağı kata indiğinizde ise o pembe turkuaz duvarlar birden küfe dönüyor ve sizi Türkmen bulaşıkçı ablalar karşılıyor. Lavabonun umumiliğinden ise bahsetmek istemiyorum.

Neyse ben, anlamışsınızdır zaten yorumlarımdan, bir daha gitmem. Yemekleri güzel, spesiyali de zeytinyağlılar olan biri olarak zaten dışarıda ıspanak yemeyi kendime de yediremiyorum. Anne mantığı işte ya ben evde daha güzelini yaparım yavrım

View this post on Instagram

Colour palette to die for

A post shared by Integrative Eat & Lifestyle (@such.a.beautiful.merve) on

Yeldeğirmeni Sanat Sizi Sarmadıysa: The Badau

Badau, Kadıköy için bir Nİ-MET. Zeytinyağlı yiyecekseniz burada yiyebilir, yanında da şarabınızı yudumlayabilirsiniz. (Benim bildiğim, Yeldeğirmeni’nde içki ruhsatı olan tek mekan falan sanırım) Üst katındaki miniminnacık sahnede ise caz müziğin en seçkin canlı performanslarını dinleyebiliyorsunuz. Ferit Odman’ı Yeldeğirmeni Sanat’ta kaçırdıysanız burada yakalama şansınız yüksek. Sadece Türk değil, Brooklyn’den falan da çok iyi sanatçılar geliyor. Takipte kalmak ve burayı boş bırakmamak lazım. Kadıköy’ün bu tarz mekanlara ihtiyacı var.

Yedik İçtik Şükür, Üzerine Bir Kahve İyi Gider: Cafe Mu ve Kamarad Coffee Roastery

Çağımızda bir semtin semt olmasından bahsediyorsak olmazsa olmazı 3rd Wave kahveciler. Cafe Mu bunlardan en mahallenin göbeğinde olanı. Yeldeğirmeni’nin hemen girişinde, dev M logosuyla dikkati çekiyor ve içeri giriyorsunuz ister istemez. Kahvesi iyi, menü fiks işte cheesecake, brownie falan. Ama ben buranın da garsonunu sevmedim asşdlkasşkdşa arkadaşlar garsonluk benim için çok önemli gerçekten alsdkaslşdkasş bir garson benim aşırı kibar soruma ağız burun kıvırıyorsa çıldırıyor ve bir daha oraya gitmiyorum. Logosu güzel diye gitmeyin buraya ben size bir yer söyleyeceğim oraya gidin bakın:

Kamarad Coffee Roastery

Burayı da bize Grizzly Grill dostumuz önerdi Allah ondan razı olsun. Aşırı derecede ferah atmosferi ve kapısındaki kedileriyle zaten dikkatinizi çeker de, siz hiç düşünmeden buraya atın kendinizi. Kahveleri yurtdışından geliyor ve dükkanın içinde kavuruyorlar. DAHA NE KADAR TAZE OLABİLİR? Olamaz tabii. Tertemiz, çiçek gibi bir cafe ve görüp görebileceğiniz en tatlı çift şahane bir cafe yapmışlar. Ben buraya giderim işte çünkü verilen hizmet+verilen kahve+atmosfer+arkada çalan güzel müzik+çok tatlı işletmeciler.

Grizzly Grill ve Müdavim Lokantası’nın da aynı sokağında. Yemeğinizi yiyip soğan kokan ağzınızla kahvenizi içersiniz işte.

Peki, Bu Aralar Hayatımda Neler Oluyor? Öldüm mü? Kaldım mı?

Ölüp kalmanın çok uzağında, hayatımın en tatlı heyecanlı dönemlerinden birini yaşıyorum aslında. Genelde güncel hayatlar Yumurta-Süt-Bal üçlemesine taş çıkartan düzlükte bir aşk, iş, sağlık üçlemesinden değerlendirildiğinden ben de bu üçlemeden yola çıkıyorum.

  • Özel hayatımla anılmak istemiyorum skdklajsdkla Mehmet’le Türk filmi senaryosu böğk tatlılığında süren evliliğimizi Allah nazardan saklasın tütütütütütüüttüütütütütütütüütüttü
  • İş hayatımda double promotion’un köşesinden dönsem de güzel bir promotion ve tatlı bir performans değerlendirmeleri süreçlerini geride bıraktım. Kariyerimin en zorlu birkaç ayının da üstesinden geldik şükür ALLAH MACUB ETMEDİ. Annem hep derdi Allah iş yorgunluğu versin kızım diye, dedi dedi kaç yaşında kadın hala akşamın 7’sinde eczane kapatıyor aşlkdşlskdas Ama doğru yani, sevdiğim bir laftır.
  • İş hayatım için bunun dışında beni gerçekten heyecanlandıran bir başka proje daha var ama bunu bas bas bağırmak için çok erken. Beni tanımış olan herkesin hayatında, “hayatımda tanıdığım en sabırsız insan” olarak yer aldığım için yolda gördüğüm herkesi omzundan tutup suratına akşamları heyecandan uykumu kaçıran projemizi anlatmamak için kendimi zor tutuyorum tabii ki… Neyse ya bu konuyu geçelim yoksa başlamak üzereyim yazmaya.
  • Burada yüzbinlerce kez bahsettiğim TheCyprea‘nın dünya tatlısı Ayşe, benim bu sağlıklı yaşam bocalamalarıma bir el attı şükür. Şeker yemediğini, süper sağlıklı beslendiğini ve Ayşe Tolga tadında bir yaşam sürdüğünü sanan ben gördüm ki, aldığım paketli hemen hemen her üründen şapır şupur şekerimi de almışım, bugün çok hafif yedim ya valla dediğim günler 3 kilo karbonhidrat da yemişim, et yerim, güzel de yerim hem ızgara zararsız derken 750 gr rib eye da yemişim, ayol ara öğün işte kuruyemiş süper sağlık derken 1 kilo ceviz öğütmüşüm falan Ayşe bana hepsini öğretiyor yavaş yavaş, sabırla sadkaslşdkşa Böyle böyle 1 aydır her akşam kendime ve Mehmet’e ofise götürmelik kahvaltı ve bazen de öğle yemeği hazırlıyor, dışarıdan neredeyse eve hiç sipariş vermiyoruz. Ara öğünümdü suyumdu derken evden çıkmam çok uzun sürüyor ama olsun n’apıcaksın be…

Kahve-sigara ile kahvaltı yaptığımda kendini hissettirmeyip kahvaltı yapmaya başlayınca ortaya çıkan gastridim yine bir sağlık bombardımanına ayak uyduramadı ve bu dönemde avokado ve soya sütünün midemi delik deşik ettiğini gördük. Çiğ köfte ve katır kutur yenen soğan sarımsağın midemde hala ruhu duyulmazken, tüm dünyayı yerle bir eden süper gıda avokado, soya sütü gibi tatlılıklar beni mide krizine sokuyor.

Yani bana fit girl’s breakfast guide tarzı kahvaltılar haram. Varsa yoksa serpme köy kahvaltısı.

Related Articles

Leave a Comment