Yavaşlığa Övgü: Yavaş Hareketi Nedir?

by M for Merve 23/10/2017 0 comment
Yavaşlığa Övgü: Yavaş Hareketi Nedir?

İstanbul’da başladığım işteki oryantasyon ve eğitim haftasında, canım arkadaşım Arlin’in söyledği şu laf hala aklımda; “İzmirlileri çok seviyorum Merve, lütfen yanlış anlama ama İzmirliler çok yavaş” 7 sülalesi İzmirli olup, tüm arkadaş çevresi İzmirli olup, İzmirli olmayan biriyle ilk kez üniversitede tanışmış biri olarak baya bir güldüğüm bu eleştirinin o zamanlar bir felsefik hareket olduğundan haberim yoktu aslında. Hayatımı da fazla hızlı yaşadığımı düşündüğüm bir dönemdi. Artık değil tabii sdkasşl

“Yavaş Hareketi” Nedir?

Bir süredir kendim ve Memo’nun kolektif bilinçle, farkında olmadan uyguladığımız bu yaşam tarzının bir hareket, bir düşünce akımı olduğunu öğrenince bunu blogta yazmak için hemen araştırmalara koyuldum.

Yavaş hareketi; benimle aynı yıl, benden biraz farklı bir şehirde, 1986 yılında Roma’da doğdu. Fikrin babası Roma’da McDonald’s açılmasına aşırı derecede sinirlenmiş olan Carlo Petrini, McDonald’s’ı protesto ederek “Yavaş Gıda” akımına, yavaş gıda akımı da “Yavaş Şehir”, “Yavaş Moda” gibi diğer alt kültür akımlarına hayat verdi. Hepsini genel olarak “Yavaş Hareketi” ile genelleyebiliriz.

Yavaş Hareketi bir felsefe olarak ise; akımın kutsal kitabı sayılabilecek yavaşlık delisi Carl Honoré’nin 2004 yılında yazdığı “In Praise of Slowness” kitabı ile resmileşti. Honoré’nin, bize senelerdir lanse edilen 2 ayda 1 değişen moda akımlarını yakalamamız gerektiği zorunluluğuna, fast food bağımlılıklarına, A.S.A.P ile derecelendirilmiş iş hayatındaki acil maillere tokat gibi cevabı şu şekilde;

“Yavaş felsefe, her şeyi bir salyangoz hızıyla yapmayla değil, tam tersi, her şeyi doğru hızda yapmaya çalışmakla ilgilidir. Saatleri saymak yerine saatleri ve dakikaları deneyimlemektir. Mümkün olduğunca çabuk ile değil, işten gıdaya, ebeveynliğe kadar mümkün olan her şeyde niceliğin kalitesiyle ilgilidir.”  

Yani diyor ki, trendlere yetişeceğim diye koşturup anı kaçırmak, midenizi ve hayatınızı çer çöple doldurmak yerine niceliğe değil, niteliğe odaklanın. Meditasyona ve/veya yogaya ve/veya budizme ucundan kenarından biraz olsun adım atmış herkesin aşina olduğu bir slogan gibi hatta, “Anda Kalın”

Yavaş şehirlerden yavaş sinemaya, yavaş yemek ve modadan yavaş eğitime kadar hayatımızın her noktasına adapte edebildiğimiz bu kültürü ben de tek tek yazacağım. Bu aralar bu postlara hazır olun valla. Şu sıralar ev gündemimde çocuk yetiştirme ve gardrop temizliğim olduğu için ilk yazıların “Yavaş Ebeveynlik” ve “Yavaş Moda” üzerine olacağının sinyallerini de vermiş olayım. Kıps.

Detaylı Bilgi İçin; International Institute of Not Doing Much ve The World Institute of Slowness tavsiyelerim arasında.

Related Articles

Leave a Comment