Minimal Hayata Giriş: Neden Minimalizm?

by M for Merve 23/02/2016 1 comment
Minimal Hayata Giriş: Neden Minimalizm?

Arkadaşlar dipteyim. Hayatım için endişeliyim, sondayım. Mehmet ile hayatımızın içinde BOĞULUYORUZ. ÇOK EŞYAMIZ VAR ALLAHIM ve bu eşyalardan ivedilikle kurtulmazsak ya kafama düşen bir kavanozun altında kalıp ya da 9. battaniyemizde boğulup son nefesimi vereceğim.

Evimize gelip görmüş dostlarımız, Mehmet ile beni tanıyan dostlarımız, dostlarımız hayat tarzımızı az çok biliyor, Mehmet ile ikimiz paraya pula eşyaya önem vermiyoruz ve ikimizin de aşırı önem verdiği ipe sapa gelmez vazgeçilmez eşyaları var: Benim kırtasiye, Mehmet’in de kutu.

… Evet, kutu. Ne var? Konumuz o değil zaten. Konumuz atamadığımız, veremediğimiz eşyalar. Etiketiyle sonbaharda gardırobuma yerleştirdiğim günü hatırladığım ve 4 aydır yerinden bile kıpırdatmadığım kazaklarım, Mehmet’in öğrencilik evinden kalma apartman aidat makbuzları, benim 8173. kalemim  ve 8173. kalemi alırken yaşadığım ÇOK AZ KALEMİM KALMIŞ ACİL DEFTER VE KALEM ALMALIYIM hissim, internetten aldığım ve 36 numara ayaklarıma büyük gelen ayakkabılarım ve Mehmet’in sakladığı kutuları, ablamın yabancıya vermeye kıyamadığı kıyafetleri ve benim o kıyafetleri yabancıya vermeye kıyamamam, 9. battaniyemiz ve KAVANOZLARIM ve baharatlarım. Ah o kavanoz ve baharatlarım… Neyse velhasıl, eski evimiz birazcık büyüktü. Birazcık değil basbaya büyüktü ancak 1 senedir oturduğumuz bu ev, taşınırken nihayet hayallerimizdeki minimal İslandinav hayatına bizi adapte edecek minimallikte bir ev coşkusuyla taşındığımız ancak 1 yıldır bir türlü bizi minimalleştiremeyen bir ev.

Dünya bir minimallik rüzgarına kapılmış gidiyor. Tasarımlar minimal, dekorasyon minimal, giyim minimal, Pinterest’te minimal keyword’üyle yer yerinden oynuyor, peki biz? Göçebe atalarımızın kemiklerini sızlatacak bir coşkuyla yerleşik. Neyse, gün bugündür, toparlanıyoruz dostlar. Fransa yazımda bahsettiğim dostumuz Juliane en son bize geldiğinde NE KADAR ÇOK EŞYANIZ VAR demişti ve Fransa’daki evini görünce nedenini anlamıştık. Juliane tekrar İstanbul’a geliyor ve o gelene kadar evi Mehmet’le Merve’nin değil, Mattias ve Marte’nin evine çevireceğim. Oda oda uygulamaya başlayacağım yavaştan. Ama önce bir hazmedelim minimalliği. Öyle iki kazak verip 3 kutu atmakla olacak şeyler değil bunlar.

NEDEN MİNİMAL VE BASİT BİR YAŞAM?

  • Nefes Almak İçin!

    Biliyorsunuz, Aralık ayının başlarında sanırım, Mehmet’le mükemmel bir sağlıklı hayat yoluna girmeye başladık. Dürüst olacağım, tabii ki haftanın her günü, günün her dakikası “nasıl daha sağlıklı olurum?” diye düşünmüyorum. Düşünsem bile uygulayamıyorum ama muazzam bir bilincin, muazzam bir değişimin üzerimizde olduğu aşikar. Dün Starbucks’tan aldığım sağlıklı gibi gözüken glutensiz minik ıslak kekin içindekileri okuyunca ağladım mesela. Ruhsal detox konusunda daha ağır ilerliyoruz. Beyaz yaka mesaim dışındaki hayatım da bilgisayarda geçtiği için vaktimi ayırabildiğim tek meditatif aktivite uyku. Ruhsal detoxun diğer adımının günümün büyük kısmını geçirdiğim evimin, yuvamın obeziteden kurtulması olduğunu düşünüyorum. Evde kimse kanepe üzerindeki kolaj dergilerimi kenara iterek ruhsal arınma yaşayamaz.

  • Eşyaya Daha Az, Deneyimlere Daha Çok Para Ayırabilmek İçin

    Arkadaşlar hiçbir özelliği ve güzelliği olmayan restoran zincirlerinden aldığınız, beyaz minik kaplar içinde gelen saçma sapan bir kahvaltı tabağıyla Yunanistan’da hayatınızda yediğiniz en güzel akşam yemeğini yiyebileceğinizi biliyorsunuz, değil mi?

    Aslında ben bu konuda senelerdir oldukça yol katettim. Şöyle ki, ilk kez maaş aldığımda 25 yaşımdaydım ve banka hesabımda o kadar parayı görünce kafam karışmıştı. Neden bana para vermişlerdi? Ben bu parayı ne yapacaktım? Nasıl yani istediğim şeyi alabilir miydim? Aklımı şaşırıp ne görürsem satın almaya başladım. Ön sipariş ile satın aldığım iPhone 4S’imi takside düşürüp ertesi gün iPod touch aldığımı, bu iPhone’uma benzemiyor ki 🙁 diye düşünüp gidip iPad aldığımı hatırlıyorum. Cevahir AVM’nin arka sokağında oturduğum için de kahvaltılık peynir zeytin almaya çıktığımda eve Massimo Dutti torbasıyla dönüyordum. Sonrası malum, ailemden kira yardımı, İzmir’e gidip utana sıkıla elim dolu dönmeler, kredi kartımı kapatmak için kredi çekip onu da yemeler vs. Gençlik işte. Sonra Mehmet’le tanıştım ve hayatım Alman disiplini & Karaoğlan Ekonomik reformları el ele bir hal aldı. Seneler geçti ve şu an uzun vade borcum yok, kısa vade satın aldıklarım da gerçek ihtiyaçlarım. AY BU RENGİ DE GÜZELMİŞ diye gözüme güzel gelen her şeyi satın almıyorum ama yine de geçmişimin birikimlerini dağıtmadığım sürece aldığım her yeni parça gardırobumda yeni bir yük.

    Kilit soru şu: Yeni bir şey almadan önce, onu almak için ne kadar çalıştığınızı, eşinizden dostunuzdan ne kadar uzak kalıp, stresle, bir patrona bağlı ya da değil birini memnun etmek için ne kadar çaba sarf ettiğiniz, özetle özgürlüğünüzü ne kadar süre sattığınızı düşünün ve satın alacağınız parçanın buna değer olup olmadığını düşünün.

    Bu arada bahsettiğim bu gelişme sadece elektronik ve giyim giderlerimde gerçekleşti. Evin diğer odalarında AY NE GÜZEL BARDAK mantığıyla satın aldığım eşya enflasyonu aldı başını gitti. Münih’ten aldığımız 15 tane bira bardağıyla ne yapacağız mesela, hala muamma.

  • Duygusal Bağımlılıktan Kurtulmak İçin

    Size, kız arkadaşlarımla İzmir’de, bundan en az 10 yıl önce gittiğim, özelliği olmayan bir bardan hatıra olması için aldığım içki karıştırma çubuğunu hala sakladığımı söylemiş miydim?

  • Toparlamaya Daha Az Vakit Harcamak İçin

    Akıl var mantık var, 135 metrekarelik ev mi kolay temizlenir 70 metrekare ev mi? Incık cıncık yayıntıların tuttukları tozun da haddi hesabı yok. Onları tek tek tozunu al, eşyalar, eşyala, eşyalar. Ay içim sıkıldı.

  • Kendinize Daha Çok Alan Yaratabilmek İçin

    IKEA katalogları simülasyon aileleri 40 metrekarede yaşayabiliyorsa İzmirli Merve de yaşayabilir. Hem de geriye kalan metrekareleri de evde yoga yapmak ya da eşiyle depişmek için kullanır!

  • Kendimizi Disipline Etmek İçin

    Mehmet ile özgürlüğümüzü tekrar ele geçirebilmek için çalışan insanlardanız ve özgürlüğümüzü henüz sadece seyahat süresince elde edebiliyoruz. Daha ilerisi için de daha özgür ve daha mobil bir hayat hayaliyle günlerimizi geçiriyor ve bu yönde kendimizi maddi ve manevi olarak hazırlıyoruz. Hayalini kurduğumuz ve yaşamaya çalıştığımız hayatta ise 9 tane battaniyeye yer yok. Gün gelip finans alanında çalışan, Kadıköy’de oturan evli barklı çift hayatımızı terk edip parmak arası terliklerimizi ayağımıza geçirdiğimizde sudan çıkmış balığa dönmemek için gemideki ağırlıklardan kurtulmamız şart.

  • “Komşusu Açken Tok Yatan Bizden Değildir”

    Tabii ki şükür komşumuz Metin Amca aç yatmıyor, eminim ondan. Muhtemelen sizin komuşunuz da aç değildir. Ancak biraz daha makro düşündüğümüzde, bu kısım biraz arabesk gelebilir size ama, müsriflik ve israf benim vicdanımı sızlatıyor. Çıplak ayakla okula gitmeye çalışan çocukları görünce ağlamamak için de vicdanımı temizlemem gerekiyor. İster semavi dinlere inanın, ister karmaya inanın, ister reernkarnasyona, ister kuantuma inanın, ister hiçbir şeye inanmayın; müsriflik ve israfın hiçbir enerjide yeri yok dostlar.

  • Hayat Standardımızı Yükseltmek İçin

    Ben bunu bilir bunu söylerim: “Ucuz alacak kadar zengin değilim.” Herkesin bildiği markalardan örnek vermek gerekirse; Inditex Group: İçerisinde Zara, Pull&Bear, Massimo Dutti, Bershka, Stradivarius, Oysho, Zara Home ve Üterque markalarını barındırıyor. Her markanın da kendi fiyat skalaları, kalite düzeyleri ve hedef kitleleri var. Size tavsiyem her sezon başı Zara’dan bir pantolon alıp sezon sonu pamuklandığı için onu bir köşeye atmaya bir son verip Massimo Dutti’den bir pantolon almak ve onu birkaç sezon giymeniz. Bu sadece basit bir giyim örneği. Bunu hayatımıza oturttuğumuzda, üzerinde ecüş bücüş desenler var diye satın aldığınız 17. makarna tenceresi yerine makarnanızı diğer yemekleri de yaptığınız çelik tencerede haşlayıp makarna tenceresi için ya da gereksiz başka bir şey satın almak için harcadğınız vakti eşinizle dostunuzla sohbet ederek geçirebilirsiniz. Yeni deneyimler, yeni kültürler, yeni insanlar, yeni bakış açıları her zaman yeni bir tencereden daha önde olmalı hayatımızda. Yani ben öyle düşünüyorum.

Bu kısmı bir hazmedelim, bir içimize sindirelim, bir içimize sinsin, oda oda evi boşaltmaya başlıyorum ben. Onları da teker teker yazacağım dostikler. Hep beraber atalım sırtımızdan şu eşyaları ya bir ferahlayalım oh.

Related Articles

1 comment

Ebru 19/01/2018 - 16:04

Faydalı yazınız için teşekkür ediyorum. Ben de sizinle minimalizm hakkında kaleme aldığım yazımı paylaşmak istiyorum: https://www.tarz2.com/azalt-ferahla-paylas-cogal

Reply

Leave a Comment